Modern Aklın Krizi: İlkellik Sorunu ve Mistik Bir Gerçeklik Olarak Din

Author:

Number of pages: 102-117
Year-Number: 2018-23

Abstract

Kabile topluluklarının bilimsel araştırmalarca incelenmesi bazı sosyolog ve sosyal/kültürel antropologlar tarafından geçmiş toplumların anlaşılmasında merkezi öneme sahip görülmüştür. Bu toplulukların günümüzde yaşamakta olmalarına rağmen ilkel olarak değerlendirilmesi ve onların inançlarının geçmiş topluluklarla benzer şekilde olduğunun varsayılması araştırmalarda bir gereklilik olarak düşünülmektedir. Durkheim ve Malinowsky gibi alan araştırmaları yapmış olan sosyologların çalışmalarında bu sorun oldukça bariz olarak görülür. Modern düşüncenin ortaya çıkması ile birlikte pozitivizmin etkisinde kalan bazı sosyologlar ve antropologlar çalışmalarını toplumu bir nesne imiş gibi inceleme ihtiyacı da duymuşlardır. Bu durum sosyolojinin bilim olarak kendini ispat etme arzusu içinde olduğu dönemde doğa bilimlerinin tüm bilimsel düşünce aşamalarına etki etmesine benzer şekilde ortaya çıkmıştır. Din olgusu bu dönemdeki çoğu sosyoloğun çalışmalarının ana temasını oluşturmuştur. Bu düşünürlerden bazıları dini Marx ve Freud gibi mistik bir gerçeklik olarak değerlendirirken bazıları ise Avrupa medeniyetinden uzak kabile topluklarının incelenmesi ile dinin ortaya çıkış ve gelişim nedenlerini açıklayabileceklerini düşünmüşlerdir. Bu değerlendirme yapılırken, genellikle fonksiyonalist sosyologlar kabile topluluklarının yaşayış şekillerini geçmiş topluluklarla bir tutmuş ve onları ilkel topluluklar olarak değerlendirmişlerdir. Çalışmamızın amacı bu iki yönlü değerlendirmeyi dikkatle analiz edip kullanılan argümanların kökenlerini yorumlamaktır. Bu yorumlama sayesinde günümüz topluluklarının bu düşünürler tarafından neden ilkel olarak düşünüldüğünü ve dinin mistik bir gerçeklik düşüncesinden ne şekilde ayrıştığını da ortaya konacaktır. Çalışma genel olarak Frued ve Marx üzerinden dinin mistik bir gerçeklik olduğu düşüncesinin analizi ayrıca Durkheim ve Smith üzerinden de bu topluluklar üzerindeki ilkellik düşüncesinin eleştirisi yapılacaktır. Çalışma Marx’ın düşünceleri ile Freud’un düşünceleri arasındaki benzerlikler üzerinde duracak ve dinin toplum üzerinde mistik etki yarattığı düşüncesinin ortaya çıkardığı bilişsel bakış açısını analiz edecektir. Bununla birlikte, Durkheim üzerinden kabile toplulukların incelenmesinin getireceği yarar ve zararlar üzerinde durulacak ve ilkellik sorunu bu bağlam üzerinden değerlendirilecektir.

Keywords

Abstract

Scientific investigations of tribal communities were considered by some sociologists and social/cultural anthropologists as central to understanding past societies. It was considered a necessity in research as these communities were thought to be primitive despite their existence today and that their beliefs were similar to those of past communities.This problem was quite obvious in the studies of sociologists who did field research such as Durkheim and Malinowsky. With the emergence of modern thought, some sociologists and anthropologists, who were under the influence of positivism, also felt the need to study their work as if society was an object. This emerged in the same way that sociology influenced natural sciences through the stages of scientific thought when it desired to prove itself as a science. The phenomenon of religion constituted the main theme of most of the sociological studies in this period. Some of these thinkers regarded religion as a mystical reality, such as Marx and Freud, while others thought that by studying tribal communities far from European civilization, they could explain the origin and development of religion. In making this assessment, functionalist sociologists generally considered the tribal communities' living patterns to be the same as past communities and thus considered them as primitive communities. The purpose of our study is to carefully analyze this two-way assessment and interpret the origins of the arguments used. Through this interpretation, it will be revealed why contemporary societies were considered primitive by these thinkers, and how religion has disintegrated from being a mystical reality. This study is in general an analysis of the thought that religion is a mystical reality from the perspective of Freud and Marx, Durkheim and Smith who also criticized the idea of primacy of these communities. The study will analyze the similarities between Marx's thoughts and Freud's thoughts and analyze the cognitive idea that religion created a mystical effect on society. Nevertheless, the benefits and problems of the examination of tribal communities through Durkheim will be emphasized and the question of primacy will be assessed in this context.

Keywords