TANRI’YA BAĞLANMA VE PSİKOLOJİK İYİ OLMA

Author:

Number of pages: 84-95
Year-Number: 2012-12

Abstract

Bağlanma insanların kendileri için önemli gördükleri kişilerle kurdukları güçlü duygusal bağlar olarak tanımlanır. Kuramının temellerini atan John Bowlby, evsiz çocuklar üzerinde yaptğı araştrmalarda, görevliler tarafndan beslenip büyütülen çocukların aşırı sıkıntlı ve kaygılı, hata başarısız oldukları sonucunu elde etmiştr. Bowbly’e göre Psikoanalitk teoriler bu durumu açıklamakta yetersizdir. Dolayısıyla o, bu problemi “Etoloji”den1 de yardım alarak çözmeye çalışmıştr. Bowbly’e göre bağlanma, yardıma muhtaç olan bebek ya da çocuk için koruyucu bir fonksiyonu yerine getrir. Dolayısıyla bağlanma nesnesinin iki temel fonksiyonu vardır. Birincisi, anne ya da bakım sağlayan kişinin herhangi bir stres ya da tehdit durumunda “güvenli bir sığınak / haven of safety” tehlikeden uzak bir çevre yani “güvenli bir temel / secure base” sağlamasıdır. Bu çerçevede Bowbly, bağlanmayı güvenli ve güvensiz bağlanma olmak üzere iki kategoride ele almıştr (Bowbly, 1969, 1973, 1980, Kirkpatrick, 1995: 395–415). Bowlby’nin ardından Mary Ainsworth arkadaşları (1978) bağlanma ile ilişkili çalışmaları deneysel araştrmalara dönüştürmüş ve üç farklı bağlanma yapısı tanımlamışlardır: (1) Güvenli/secure, (2) Kaygılı/anxious/ambivalent/resistant (3) Kaçınan/avoidant bağlanma stlleridir (Kirkpatrick, & Shaver, 1990:317). Daha sonra Hazan ve Shaver bağlanma kuramının yetşkinlik dönemindeki romantk ilişkiler için de geçerli olabileceğini göstermişlerdir (Hazan ve Shaver (1987; 1994; Shaver, Hazan ve Bradshaw, 1988). Kim Bortholomew (1990) ise bağlanmaya Bowbly’nin tanımladığı benlik ve başkaları modeline olumluluk ve olumsuzluk boyutlarını ekleyerek güvenli (secure), saplantlı (preoccupied), korkulu (fearful) ve kaçınan/kayıtsız (dismissing) olmak üzere dört farklı bağlanma tarzı tanımlamışlardır (Ayrıntlı bilgi için bkz. Bartholomew & Horowitz, 1991; Sümer, 2006; Sümer ve Güngör, 1999). 1990’dan itbaren bağlanma kuramı aşamalı olarak insan-Tanrı ilişkisine özellikle Hristyan Tanrı algısı bağlamında birçok araştrma ile incelenmiştr. (Kirkpatrick, 1992, 1994, 1995, 1997, 1998, 1999; Kirkpatrick ve Shaver, 1990, 1992; Rowat ve Kirkpatrick, 2002). Kirkpatrick’e göre bağlanma kuramı dindarlığın gelişimi ve Tanrı2 algısı konularında güçlü bir şema sunabilir (Kirkpatrick, 1992; Kirkpatrick, 2005). Kirkpatrick, 1997’de bireylerin Tanrı’ya bağlanmalarındaki farklılıklara dayanarak, bağlanma ve dindarlığın boyutları konusunda İlişkisel (Corespondence) ve Telaf Edici(Compansatonal) iki temel hipotez önermiştr. İlişkisel hipoteze göre çocukluk dönemi bağlanma yapısı ile Tanrı’ya bağlanma arasında direkt bir ilişki olduğu varsayılırken (Granqvist ve Hagekull, 1999; Kirkpatrick, 1997, 1998; Kirkpatrick ve Shaver, 1990, 1992; Beck ve McDonald, 2004) telaf edici hipoteze göre de ilk dönem kurulan güvensiz bağlanma ilişkisi bireyi güvenli bağlanma ilişki arayışına götürür. Buna göre güvensiz bağlanma ilişkisi olan bireyler, ilk dönem anne çocuk ya da bakıcı ilişkisinde meydana gelen bu eksikliklerini Tanrı’ya bağlanarak telaf ederler.

Keywords

Abstract

This study aims to evaluate to the role of the relatonship between an individual and God on that person’s psychological well-being from the perspectve of atachment theory. This study was conducted on 727 people, and an analysis of the results found that self-percepton functons as the frst predictor variable for psychological wellbeing. This study also found that a secure atachment to God and a positve God image and self-image correlated with positve psychological well-being, and conversely that an insecure atachment to God, death anxiety, having a relatonship with God, and submissive behaviors correlated with a negatve psychological well-being. Finally, this study found that secure and insecure atachment to God were undifferentated in terms of death anxiety, God image, relatonship with God, and religious practces.

Keywords