Bu çalışma, ahlak eğitimi literatüründe çoğu zaman ikincil planda kalan dil boyutunu, Gazâlî’nin Âfâtü’l-Lisân yaklaşımı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır. Modern ahlak eğitimi yaklaşımlarının büyük ölçüde davranışsal ve bilişsel süreçlere odaklanması, ahlaki oluşumun dilsel boyutunun sınırlı biçimde ele alınmasına yol açmaktadır. Araştırmada, Gazâlî’nin İhyâʾ ʿUlûmi’d-dîn adlı eserinde yer alan Âfâtü’l-Lisân bölümü ahlak eğitimi açısından incelenmiştir. Çalışma, nitel araştırma yaklaşımı çerçevesinde doküman analizi yöntemiyle gerçekleştirilmiş; ilgili klasik ve modern literatür betimsel analiz yoluyla değerlendirilmiştir. Analiz sürecinde boş ve ölçüsüz konuşma, yalan, gıybet, nemime, alay, tartışma ve sükût gibi dil afetleri üzerinden dil–ahlak ilişkisi ele alınmıştır. Bulgular, Gazâlî’nin dili yalnızca bir iletişim aracı olarak değil, bireyin içsel yapısını yansıtan ve biçimlendiren ahlaki bir unsur olarak değerlendirdiğini göstermektedir. Buna göre dil afetleri, iletişimsel problemlerin yanında kalp, niyet ve nefs ile ilişkili ahlaki bozulmaların göstergeleridir. Sonuç olarak çalışma, Gazâlî’nin yaklaşımının ahlak eğitimini öz denetim, niyet terbiyesi, üslup bilinci ve ilişki ahlakını kapsayan bütüncül bir süreç olarak ele aldığını ortaya koymakta ve dil, ahlak ve eğitim arasındaki ilişkiye yönelik tartışmalara katkı sunmaktadır.
This study examines the linguistic dimension of moral education through al-Ghazālī’s concept of Āfāt al-Lisān (the calamities of the tongue). While contemporary approaches to moral education mainly focus on behavioral and cognitive processes, the role of language in moral formation has received limited attention. The study analyzes the section on Āfāt al-Lisān in al-Ghazālī’s Iḥyāʾ ʿUlūm al-Dīn from the perspective of moral education. Employing a qualitative design, the research was conducted through document analysis, and relevant classical and contemporary literature was evaluated using descriptive analysis. The analysis focuses on linguistic vices such as idle speech, excessive speech, lying, backbiting, tale-bearing, mockery, disputation, and silence. The findings indicate that al-Ghazālī regards language not merely as a means of communication but as a moral element that reflects and shapes the individual’s inner world. Accordingly, linguistic vices are interpreted as indicators of moral corruption associated with the heart, intention, and the self (nafs). The study concludes that al-Ghazālī’s approach conceptualizes moral education as a holistic process encompassing self-control, moral cultivation of intention, linguistic awareness, and relational ethics, thereby contributing to discussions on the relationship between language, morality, and education.